2030'a yaklaşırken küresel su talebinin %50 oranında artması bekleniyor. Mevcut kaynaklar bu artışı karşılamakta yetersiz kalacak. Bu durum, birçok ülkeyi tuzdan arındırma teknolojilerine yatırım yapmaya itiyor. Peki, hangi ülkeler bu dönüşümün lideri olacak ve hangileri su fakiri statüsünden kurtulmak için desalination'a yönelecek?
Zaten Lider Olanlar: Körfez Ülkeleri
Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt ve Katar halihazırda dünyadaki desalination kapasitesinin büyük kısmını elinde bulunduruyor. Bu ülkeler, 2030'a kadar mevcut kapasitelerini ikiye katlamayı hedefliyor. Suudi Arabistan'ın 'Vizyon 2030' projesi kapsamında dev desalinasyon tesislerine güneş enerjisi sağlaması bölgedeki yeni trendin en büyük göstergesidir.
Yükselen Devler: Hindistan ve Çin
Hindistan'ın Chennai ve Mumbai gibi büyük kıyı metropolleri, içme suyu krizleriyle sık sık gündeme geliyor. Çin ishem sanayi kirliliği hem de doğal kaynakların tükenmesi nedeniyle kıyı şeridinde onlarca yeni desalination tesisi inşa ediyor. 2030'da Asya-Pasifik bölgesi, desalination yatırımlarının merkez üssü olacak.
Akdeniz Havzası: Avrupa'nın Yeni Rotası
İspanya, İtalya ve Yunanistan gibi Akdeniz'e kıyısı olan Avrupa ülkeleri, artan sıcaklıklar ve turizm baskısı nedeniyle su sıkıntısı çekiyor. Özellikle İspanya, Avrupa'nın desalination başkenti olma yolunda ilerliyor. Türkiye ise kıyı turizmi bölgelerinde ve Kıbrıs'a su sağlamak amacıyla bu teknolojiye sıcak bakıyor.
Amerika Kıtası: Şili ve ABD
Şili'nin madencilik sektörü, And Dağları'ndaki su kaynaklarını tüketirken, deniz suyuna yöneliyor. ABD'de ise Kaliforniya, uzun süren kuraklıkların ardından desalination tesislerine milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Florida ve Teksas da bu alanda hızla büyüyor.
Sonuç
2030'a kadar tatlı su kaynakları üzerindeki baskı o kadar artacak ki, kıyısı olan hemen her ülke, en azından bir pilot desalination projesi başlatmış olacak.